T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI Yıldız Sarayı Müzesi Müdürlüğü

Tarihçe

    Beşiktaş Yıldız tepesinde Türk Osmanlı Saray mimarisinin en son örneğini teşkil eden yapı kompleksinin bulunduğu arazi Kanuni Sultan Süleyman Döneminden beri av sahası olarak kullanılmaktaydı ve "Hazine-i Hassa" ya kayıtlı bu araziye ilk kasrı yaptıran Sultan I. Ahmet (1603-1617)'tir. 18. yy sonunda  Sultan III. Selim (1789-1807) validesi Mihrişah Sultan için buraya "Yıldız" ismi verilen bir kasır ile rokoko tarzda bir çeşme yaptırmıştır. Sultan III. Selim'den sonra tahta çıkan II. Mahmut (1808-1839) Yıldız bahçesinde düzenlenen ok atışlarını ve güreş oyunlarını seyretmek için buraya gelir yeni kurulan "Asakir-i Mansure-i Muhammediye"  ordusunun yaptığı talimleri bizzat buradan denetlerdi. Oğlu Sultan Abdülmecit (1839-1861) buradaki köşkleri yıktırarak 1842 yılında "Kasr-ı Dilküşa" isimli köşkü annesi Bezm-i Alem Sultan için yaptırmıştır. (Bugün Valide Sultan Köşkü diye anılan yapının esasını teşkil eden bina olduğu sanılmaktadır)
     Genellikle yaz aylarında Yıldız Köşkü'ne oturmaya gelen Sultan Abdülaziz (1861-1876) zamanında burada yapılaşma önemli gelişme göstermiş Büyük Mabeyn Köşkü, Çit Kasrı, Malta ve Çadır Köşkleri inşa edilmiştir. Sultan Abdülaziz'in tahtan indirilmesinden sonra Sultan V. Murat da (1876) Yıldız Saray'ında ikamet etmiştir. Sultan V. Murat'ın doksan üç gün süren kısa saltanatından sonra tahta çıkan Sultan II. Abdülhamid'in (1876-1909) iktidarı süresince Yıldız Sarayı İmparatorluğun son Osmanlı "Saray-ı Hümayun"u olmuş devlet otuz üç yıl buradan idare edilmiştir. Saray'da asıl yapılaşma da bu dönemde olmuştur.
    Sultan II. Abdülhamid zamanında civardaki arazi de alınmış şimdi Yıldız Parkı denilen dış bahçe genişletilmiş ve büyük ölçüde imar çalışmalarına girilmiştir. Bu durumuyla Saray, bahçeleriyle beraber 80 dönümlük bir araziye yayılmıştır. 
    Saray, sultanlar ve şehzadeler tarafından ikamet yeri olarak kullanılan ve resmi görevlilere tahsis olunan köşklerden başka tiyatro, müze, kitaplık, eczane, hayvanat bahçesi, mescid, hamam, tamirhane, marangozhane, demirhane, kilithane gibi çeşitli binaları da kapsıyordu. Yıldız Sarayı içinde yer alan Büyük Mabeyn Köşkü, Yaveran Dairesi, Silahhane ve Marangozhane binaları Sarayın birinci avlusunda; harem binaları ise ikinci avluda yer almaktadır. Bu avluda padişahın özel yaşamına ait mekanlarla birlikte kültür ve sanat yapıları da yer almaktadır.
    Saray, Has Bahçe adıyla bilinen Harem daireleri önünden başlayarak Cihannüma Köşkü'ne kadar devam eden bir iç bahçeye sahiptir. Saraya ait taşınır eşya ve eserler, Sultan II. Abdülhamid'in hâl'inden sonra, önce Müze-i Hümayun-a daha sonra çeşitli yerlere dağıtılmıştır. Bunların başında İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi, Topkapı Sarayı ve Askeri Müze gelmektedir.
     Daha çok Dolmabahçe Sarayı'nda ikamet eden Sultan Vahidettin (1918-1922) zamanında da Yıldız Sarayı kullanılmış ve Küçük Mabeyn Köşk'ünde 15 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal ile bir görüşme yapmıştır. Bu görüşmeden sonra Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkmıştır. Sultan Vahidettin'den sonra Saray bir süre boş kalmış daha sonra Erkan-ı Harbiye Mektebine tahsis edilmiştir. 1941-1946 yılları arasında Silahlı Kuvvetlerin başka kademelerinin yerleşmiş olduğu Yıldız Sarayına 1946'dan itibaren Harp Akademileri gelmiş ve 1974 yılına kadar burada kalmıştır. Harp Akademileri'nin Ayazağaya nakledilmesi nedeniyle boşaltılan Saray, 1978 yılına kadar bu akademiye bağlı bir hizmet bölüğünün koruması altında kalmıştır.
    Saray, 1978 yılında Kültür Bakanlığına devredilerek Yıldız Sarayı Müdürlüğü adıyla hizmete girmiş ve onarılan bölümler müze olarak kullanılmıştır.